"Her iyilik bir sadakadır."
0216 614 04 61

Ata Topraklarına Bayram Yolculuğu

Ata Topraklarına Bayram Yolculuğu

 

Kurbanın Sırrına erişmek için düşüyoruz bir kez daha yollara. İstikametimiz dünyanın yüzölçümüne en az insan düşen ülkesi Moğolistan. Türkiyenin iki katı toprağa sahip olan bu ülkede sadece 3.5 milyon insan yaşıyor ve bu nüfusun içinde yaşayan müslüman sayısı sadece 150bin Bayramdan 4 gün önce düştük yollara İstanbul’dan Bişkek oradan başkent Ulanbatura ulaştık 10 saatte.

1.5 milyonluk şehirde İstanbul’dan daha fazla trafiği de yaşadık gelir gelmez.

Yollara doyamamıştık. Mihmamdarımız Bahtiyar’la birlikte Göktürklerin yaşam izlerinin bulunduğu Tonyukuk Kitabelerine gitmek için yola koyulduk. Dünyanın her tarafında bizlere ait güzellikleri ortaya çıkaran TİKA, burayı da ihya etmiş ve Türkiyenin izini bırakmış bu topraklara…

Atalarımız gibi at binip, ok atmasak Türklüğün şanına yakışmazdı tabiki 🙂

Yaklaşık 6 saatlik yolculuktan sonra Diyanet İşleri müşavirimizi ziyaret ederek burada yaşayan müslümanların ahvali hakkında güzel bir sohbetle günü noktaladık. Yarın yollar yine bizi bekliyor olacaktı…

Ertesi gün Kurban Kesinlerimizi yapacağımız bölgeye Moğolistan’ın batısına doğru 4 saatlik bir uçak yolculuğuna koyulduk. İstikametimiz Bayan Ulgi şehriydi. Bayan Ulgi 100bin Kazak Türkünün yaşadığı bir şehir.

 

 

Bayan Ulgiye ulaştığımızda artık vatan topraklarını iyice hissetmeye başladık. “Hoşgeldiniz” sözü o kadar anlamlıydı ki burada. Kardeşlerini bağırlarına basan kardeşlerimizle kucaklaştık.

Her geçen dakika ayrı bir güzellik burada bizi karşılıyordu. Partner kurumumuz tarafından işletilen 50 yetim kız çocuğumuzun kaldığı yetimhaneye geldiğimiz de “Kurbanın Sırrı”nı bir kez daha idrak ettik. Gözlerinin içi gülen güzel yüzlü yetimlerimiz bizi öyle bir karşıladı ki anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır.

Aldıkları küçük hediyelere “Rahmet”(Teşekkürler) deyişlerindeki mahcubiyet ve mutluluk görülmeye değerdi.

Onlarla geçirdiğimiz güzel dakikaların tadı damağımızda kaldı. Ama onların bizlere süprizleri hiç bitmiyordu. Akşam bizler için için bir program hazırlamışlardı. Şarkılar, ezgiler, gösteriler izlemeye doyamadık ama bir ezgi vardı ki sözleri boğazımızda düğümlendi…

“Yetim kızı kendine evlat sayan Muhammed, Bende yetim bir kızım beni yavrun kabul et. Gül sevgin yeter bana ey sevgili Resulüm, Öyle muhtacim sana ne verirsen kabulüm”…

İşte o an biz neden buradayız ve neden burada olmalıyız daha da iyi anladık. Dünyanın heryerinde bizleri bekleyenler vardı ve biz bu bekleyişe karşılıksız kalamazdık. Bu harika günü buradaki kardeşlerimizin bizler için hazırladıkları hediyelerimizi alıp kucaklaşarak sonlandırdık.

Yarın arefe ve biz yine yollarda olacağız. Yaklaşık 8-10 saatlik kara yolculuğu ile istikametimiz Ulamgom…

 

 

 

Arefe günü sabah erkenden yola çıkmak için hazırdık artık. Yetimhanede bizlere doyumsuz anlar yaşatan yetimlerimizle bayramlaşıp vedalaştıktan sonra yola koyulduk. 350 km pek de yola benzemeyen bir yol vardı önümüzde. Dağlar aşıp vadiler geçecektik Ulangoom’a ulaşabilmek için. Yol boyu manzaranın tarifsiz güzelliği vardı ama yol yoktu işte. Arabanın içerisinde savrulmadan gidebilmek için baya gayret sarfettik. Şoförünüzün gayreti ve meziyetiyle yol boyu yağan yağmura rağmen 8-10 saate anca gidersiniz denen yolu 6 saatte aşarak ulaştık Ulamgoom şehrine.

32 bin nüfusu olan bir şehirde 5bin Hoton Türkü yaşadığını öğrendik. Yüzde 80 oranında yoksulun bulunduğu bu şehirde kurbanlarımızı kesip dağıtacaktık. Kesimden önce kurbanlıklarımızın son kontrollerini yapıp kurban vekaleti veren bağışçılarımızın listelerini düzenleyip artık bayramı beklemeye başladık….

Bayram sabahı görevimiz, emanetleri kardeşlerimize ulaştırmaktı. 414 hisse emanetimiz vardı ulaştırılmayı bekleyen. Çok seri ve organize bir çalışmayla kesimlerimizi bitirip emaneti sahiplerine ulaştırmak için dağıtımlara başladık.

Sabah 8 de başlayan görevimiz gece 12 de sona erdi. Geçirdiğimiz günün ardında gözlerinde mutluluk, şükür ve minnet dolu bakışlar olan insanlar kalmıştı.

Bir kez daha anladık ki biz bu toprakları asla yalnız bırakmamalıyız.

 

 

Bayramın 2. Günü yine yolumuz çocuklarla kesişmişti. Aslında bayram çocuklar mutlu olunca daha bir bayram oluyor. Girdikleri mağazada gönüllerinin istediği gibi yaptıkları bayram alışverişindeki neşeleri bizim bir günü daha noktalarken yüzümüzde tebessüm olmuş, gönlümüze huzur vermişti.

Ulangomda son günümüzde istikamet Trialan ilçesiydi. Yaklaşık 500 Hoton Türkü ailenin yaşadığı bu ilçede ilçenin Kaymakamı karşıladı bizleri. Kardeşliğimizi hatırlattı bizlere. Teşekkürlerini emanetlerini bizlere yolluk yapan bağışlarımız adına kabul ettik. Çünkü asıl mimar onlardı, biz sadece aracı.

Trialan moğolca tarım alanı demekmiş. Moğolistanda tarım yapılan nadir bölgelerden biriymiş burası. Yemyeşil bitki örtüsü mis gibi havası, cıvıl cıvıl çocukları ile mest etti bizleri.

Moğolistan içerisinde moğollaşan türklerin aksine burada Türkçe, Kuran-ı Kerim eğitimleri veriliyormuş çocuklar için. Türkiye de okuyan Hotonlu kardeşlerimiz gelecekleri olan çocukları 500 sene önceki dedeleri gibi, kendi değerlerine sahip çıksın diye yetiştirme gayreti içerisindeydiler.

Kimliklerinde moğol isimleri yazan çocuklara isimlerini sorduklarımızda, kimi Asiye olmuştu, kimi Zehra, kime Melek olmuştu, kimi Nur… Bu durum bile bizi ayrı bir mutlu etmişti. Yüzlerce sene moğol baskısıyla değerlerini unutan bu halk için bu çocuklar yeni filizlenen bir tohum olacaklar, yetişip köklerini sağlam bir şekilde bu toprağa salacaklar ve inşallah 500 sene öncesi gibi bizim  öz değerlerimizi bu topraklarda hakim kılacaklar.

Saatlerce vakit geçirdik çocuklarla koştuk, oynadık, güreştik belki dille değil ama gönüllerimizle sohbet ettik. Ne onların bizi ne bizim onları bırakmaya niyetimiz yoktu ama…zaman dolmuştu.

Bu güzel kasaba için yapılacak güzel işler vardı. Onları ve güzel yüzlü çocukların sevgisini katık ederek yanımıza yola koyılmuştuk. Artık istikametimiz Atayurttan Anayurt…

Kurbanın Sırrı demiştik ya, işte bu sır bu topraklarda saklı… Vesselam

 

Enes Erbaş

13.08.2019

Moğolistan

 

Ülke: Moğolistan

Paylaş:

Etiketler:

Naif ve estetik yardımlaşma kültürünü, ‘sadaka taşları’ modelini örnek alarak canlandırmak. Tüm dünya yoksulları, garipleri, yetimleri için kalıcı projeler üretmek. Kuraklığın hüküm sürdüğü, yer altı ve üstü sularının kirli olduğu coğrafyalarda temiz, içilebilir su kuyuları açmak.

Devamını Oku
Sosyal Medya Bilgileri
İletişim Bilgileri
  • Kısıklı Mahallesi. Ferah Caddesi. Numara : 6/B Uskudar / ISTANBUL / TURKEY
  • +90 216 614 04 61
  • sadakatasi@sadakatasi.org.tr

Copyright 2018 Sadakataşı. Tüm Haklara Saklıdır.